10 Ağustos 2010 Salı

Satranç- Stefan Zweig

Satırlara, sayfalara kısacası kitaba ihtiyaç duyan bir tutukluyu, çölde susamış bedevi klişesini kullanarak tanımlamak istiyorum. Kitaba susamış olmayı somutlaştırmanın nafile olduğunu düşündüğümden, susamak fiilini kendi gerçekliğiyle okutmak için yapıyorum bunu.




Bir paltonun cebindeki şişkinliğin kitaptan olduğunu bilmek, bazen nasıl da inanılmaz! Hayır, ılgın değil; art arda sıralanmış sözcükleri, satırları olan, içerisinde yeni dünyaları toplamış, sayfaları çevrilebilen, gerçek bir kitap.



Normal şartlar altında belki pencereden fırlatıverirdi o kitabı ama, yalnızlığına ortak çıkınca isteksizce sarılmakla yetindi.



Kitapta kendisi vardı yalnız. İki "ben" ile birlikte hem siyah, hem beyazdı. Kendisine şah çekip mat oluyor, bu tinsel atıştırmayı hevesten, bir çılgınlığa dönüştürüyordu.



Yararsız ve boş zamanlar, hırs ve sabırla doldurur mu insanı?



Ve şöyle anılacaktı: " Amatör olduğu düşünülürse, olağanüstü yetenekli"








"...Ötekiler, gerçek satranç oyuncuları, satrancı ciddiye alırken, ben, sözcüğün tam anlamıyla satranç 'oynarım' "

25




"Ama en kötüsü sorgulama değildi. En kötüsü, sorgulamadan sonra hiçliğime geri dönmekti; aynı masanın, aynı yatağın, aynı leğenin, aynı duvar kağıdının olduğu aynı odaya."

48




"Eh, dört ay, yazması kolay, altı üstü birkaç harf ! Söylemesi de kolay: dört ay, iki hece ! Çeyrek saat içinde dudaklar böyle bir sesi çabucak uyduruvermiş: dört ay ! "

50




"Ama bu kitapla cehennemime geri dönmek ne olağanüstü bir andı, en sonunda yalnızdım, ama hiç de yalnız sayılmazdım."

55




"Ama yeryüzünde kimin, hiçliğin kölesi olan benim kadar yararsız ve kullanılmayan zamanı vardı ki, kim bu kadar hırs ve sabırla doluydu? "

57




"Bu oyunlar oyununun yarattığı tinsel durum üzerine ne dereceye kafa yorduğunuzu bilmiyorum. Ama rastlantıdan tümüyle kopmuş bir düşünce oyunu olan satrançta, kendine karşı oynamak istemenin mantıksal açıdan bir saçmalık olduğunu anlamak için fazla düşünmeye gerek yok sanırım."

59




"Ama her türlü normallikten zorla kopartılmış olduğumu unutmayın; suçsuz olmasına karşın hapsedilmiş, aylardır tek başına bırakılarak kurnazca işkence yapılmış bir tutukluydum ben, birikmiş öfkesini uzun zamandan beri herhangi bir şeye boşaltmak isteyen bir insandım"

63




"Yeryüzünde beni sorgulamayan, bana işkence yapmayan bir insan var mıydı gerçekten?"

67




*

Franz Joseph Gall

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder